Doğum, ölüm iç içe.. Google

-

Uyku tutmadı bütün gece.. Sabahı beklerken aklımdan türlü türlü şeyler geçti.. Hayallerimi düşündüm hani birkaçgün önce peri’nin attığı mim’e yazamadığım hayallerimi.. Yazmakta zorlandığım hayallerimi.. Zorlandım çünkü hayalim yok.. Hayalsiz bir insan.. Ne kadar başarılı olabilirki.. Ne kadar istekli olabilirki.. Geçmişi düşündüm, çoçukluğumu.. Hayallerimin, hedeflerimin neresindeyim bunu düşündüm sonra.. Sonuç bir hüsran.. Çok gerideyim, hemde çook.. İşte bu beni hergün yiyen, yiyip bitiren, hayattaki ebedi mutsuzluğumun nedeni..

Budüşüncelerden beni doğan güneş kurtardı.. Giyindim eşortmanları yanıma aldığım 10 lira ile evden ayrıldım.. Önce otobüse binip Unkapanı Köprüsüne gittim.. Başladım koşmaya Balat’a doğru.. Koştum haliç sahilinde düşünerek.. Balatı geçtim Eyüp Sultan dedim yeni hedef.. Açım, ama mutluyum.. Saat bile almadım yanıma, sadece 10 lira.. Eyüp Sultan’a geldiğimde Eski Galata köprüsünden Sütlüce tarafına geçtim..

Biraz daha ağır ağır koştuktan sonra poğaça arabası gördüm.. Başı kalabalık.. Dedim bu kadar talep varsa süperdir.. Gerçektende öyle.. Liseden beri yapmadığım, poğaça-vişne suyu etkinliğini yapmaya karar verdim.. Miniatürk’ün yakınlarında bir banka oturdum.. Karşımda Haliç.. Tıkırken yan banka garip birinin geldigini gördüm.. 45-50 yaşlarında biri.. Yanına gittim fazladan aldığım poğaçalardan ikram ettim. Teşekkür etti.. Belli görmüş, geçirmiş biri.. Gözlerinden okunmakta.. Konuştuk biraz.. Kendimden bahsettim.. Hiç ona sormadım. Niye diye.. Kimbilir neler yaşadı.. Ona hatırlatıp, bir poğaça hatrımız var diye üzmek istemedim.. Ben tc kimlik numarama kadar adama anlattım nerdeyse ama ona adını bile sormadım.. Belli dertli.. Yıkanmamış suratından, kesillemiş saçından, sigaradan boğulan sesine kadar, bakışlaraına kadar herşeyden anlaşılıyor.. Dertli..

Tam kalktım ayağa bana eywallah dedim.. Bakarsın haftaya yine gelirim.. Dertleşiriz dedim.. Dur dedi.. Hep sen anlattın.. Haftaya belki beni bulamazsın.. Ben seni sevdim.. 5 Dk da ben kendimi anlatım dedi.. Oturdum.. Suratına hiç bakmıyordum artık.. Türkü severmisin dedi.. Evet dedim.. Bekle dedi.. Kalktı ve gitti.. Eşyalarının arasından eski bir kaset çalar aldı.. Bu benim dedi.. Bu şarkıda bizim şarkımızdı.. Ölüm aldı onu benden dedi.. Kahrolası ölüm.. Hayatımı aldı dedi.. Beni bu hale düşürdü dedi.. Sustu türkü bitti.. Bitene kadar hiç konuşmadık.. Dayı dedim seni hiç unutmayacağım.. Bende dedi.. Kalktım koşmaya başladım..

Sütlüceyi bilen orada çok adaklık satılan yer olduğunu bilir.. Tesadüf bir koyunun doğumunu gördüm.. O kadar ölümden sonra, doğum.. Ve ne enteresandırki kuzu tam doğdu, sela okunmaya başladı camii.. Bana birkez dana ölümü hatırlattı.. Tekrar koşmaya başladım.. Ölümden kaçmak içinmi bilmem..
olum Doğum, ölüm iç içe..
İşte böyle garip bir gündü benim için.. Son derece sıradan başlayıp son derece sıradışı gelişen..

Benzer Yazılar

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Sizde Yorum Gönderin