
1. dersimizde yüzeysel geçtiğimiz bu dönemi, enine boyuna, mantıksal bağlantılarla, dibine dalarak inceleyeceğimiz 2. dersimiz başlıyor..
Arkadaşlar 70 ve 80 lerde ki bu furyanın temeli ilk insanlığa dayanmakta. Yani ahlaksızlık veya seffaflık kavramı 21. yüzyıl ile bağdaştırılamaz.. Dünyayı bırakalım kültürümüzde de böyledir. Osmanlı döneminde Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşkı memnu kitabından uyarlanan Aşkı memnu dizisinde de bu şeffaflıklar ortada.. Dolayısıyla bu ilişkiler 80lerle bağdaştırılamaz.. Osmanlı döneminde ortaya çıkan kerhane kavramıda bu şeffaflığın 80lerde başlamadığının bir diğer kanıtı..
Şimdi.. Bu şeffaflığın yaşandığı toplum 1.dünya savaşı akabinde kurtuluş savaşı ile bu şeffaflıktan uzaklaşan toplum 70 ve 80li yıllarda kendini bulmuş.. O dönem Nayırrr’lı Nolamazzz’lı Nalann’lı filmlerden bıkan toplum yapımcılara demişki;” 100dk film izledik 50.dk da elini tuttu, 99.dk da ise annından öptü tırt.. ” Ve sinemaya gitmemeye başlamışlar.. Yapımcılarda Yeşilçam sokağında ki kıraathanelerinde okeyde yenilip çay paralarını ödeyemeyince kara kara düşünmüşler.. Demişlerki; ” 1. dk da el ele tutuşturalım” Böyle masumhane düşüncelerle başlayan filmler tüketim toplumunda frenlenemeyince ortaya bu furya çıkmış..
Bu furya ile sınıfı geçen anadolulu bir müddet sonra sinemaya gitmek yerine ortama akar olmuş.. Demişlerki;”o kadar teori dersi aldık Aydemir Akbaş hocadan pratige dökelim” Nitekim dökmüşler.. Dökmüşler de daha da ”teori dersi almayız hep aynı adamlar,kadınlar” demişler ve sinemaya gitmez olmuşlar..
Bu talepsizlik Yeşilçamın bol nnnnn’li rrrrrrrrrr’lı filmlere olan ilginin tükenmesinden sonra ki 2. kırılış noktasıdır.. Öyle bir kırılış öyle bir kırılışki dibe vuruş sebebidir.
Arkadaşlar detaylı incelediğimiz, canlandırmalar yaptığımız bu dönemi, bu döneme ait birkaç resimle 2 bölümden oluşan Yeşilçam dersimize son vermek istiyorum.. Sevgilerle…


